Subscribe Now

* You will receive the latest news and updates on your favorite celebrities!

Trending News

Ruhsatsız

DİJİTAL ŞİZOFRENİ: RAMİ KÜTÜPHANESİ’NDE ÇAĞIN RUHU TARTIŞILDI
Haber-Duyuru

DİJİTAL ŞİZOFRENİ: RAMİ KÜTÜPHANESİ’NDE ÇAĞIN RUHU TARTIŞILDI 

 

 

 

 

İletişim uzmanı-yazar Yeliz Dövücü ve şair-editör Kadir Tepe’nin öncülüğünde başlayan “Dijital Şizofreni” programı, 16. Dergi Günleri kapsamında Rami Kütüphanesi’nde edebiyatseverlerle buluştu. Fabrik Kitap ve Ruhsatsız Dergi iş birliğiyle, Bûtimar Dergisi’nin ev sahipliğinde düzenlenen buluşma, dijital çağın birey, hafıza ve toplum üzerindeki etkilerini tartışmaya açarak düşünsel bir yolculuğun kapılarını araladı.

 

 

Dergi Günleri’nde Yeni Bir Sorgulama Alanı

 

Rami Kütüphanesi, yalnızca kitapların korunduğu bir mekân değil, aynı zamanda düşünsel hafızanın canlı tutulduğu bir tartışma alanı olduğunu bir kez daha kanıtladı. Bu yıl 16. kez düzenlenen Dergi Günleri’nin en dikkat çeken oturumlarından biri, “Dijital Şizofreni” başlığıyla gerçekleşti.

Etkinlik, Fabrik Kitap ve Ruhsatsız Dergi’nin ortak çalışmasıyla kurgulandı. Bûtimar Dergisi’nin ev sahipliği yaptığı programın moderatörlüğünü, şiir ve dergicilik alanındaki çalışmalarıyla tanınan Kadir Tepe üstlenirken, konuşmacı olarak iletişim uzmanı ve yazar Yeliz Dövücü yer aldı.

Tepe açılışta, “Dergiler yalnızca edebiyatı değil, çağı da kayıt altına alır. Bugün burada konuşacağımız mesele, dijital çağda nasıl bir hafıza bırakabileceğimizdir,” diyerek tartışmanın seyrini belirledi.

 

 

 

Bir Uçak Kabininden Gelen Anons: “Yeni Bir Çağa Geçiş Yapıyoruz”

 

İlk oturumun başlığı oldukça çarpıcıydı: “Ruhun Nihai Güncellemesi: Kendi İç Yazılımımızı Okuma Sanatı”. Dövücü, konuşmasına bir yolculuk metaforuyla başladı:

“Bir uçağın kabinindeyiz. Hoparlörden bir ses: ‘Yeni bir çağa geçiş yapıyoruz.’ Hepimiz aynı uçaktayız, ama ironikolan şu ki pilotun kim olduğunu bilmiyoruz.”

Bu metafor, yalnızca teknolojik bir değişimi değil, varoluşsal bir kırılmayı işaret ediyordu. Dövücü, Shoshana Zuboff’un “Gözetim Kapitalizmi” kavramına atıfta bulunarak, çağımızda insanın yalnızca tüketici değil, aynı zamanda verileriyle ekonomik sistemin hammaddesi hâline geldiğini belirtti.

Salondaki dinleyiciler, bu anons metaforunu uzun süre tartıştı. Çünkü mesele, bir teknolojik ilerleme değil; ruhsal, kültürel ve politik bir kırılma noktasına işaret ediyordu.

 

 

 

Hafıza Taşları: Unutulmayan Anılar ve Dijital Yük

 

Konuşmanın odak noktalarından biri, dijital çağda hafızanın dönüşümüydü. Dövücü, kaleme aldığı yazı dizisinden örnekler vererek şunları söyledi:

“Dijital çağda hiçbir şeyin kalıcılığı garanti değil. Bir yazı ya da bir fotoğraf parmak hareketiyle kaybolabiliyor. Ama bu hızın ortasında hafıza taşları bırakmak önemli.”

Ona göre yazmak, bir yandan terapötik bir süreç, bir yandan da yükün katlanarak artmasıydı:

“Sosyal medya hepimize sahte mutluluk maskeleri taktırıyor. Ama yazı, bu maskeleri indiriyor, görünmez yaraları görünür kılıyor.”

Bu noktada “Maskeli Balo” yazısına gönderme yaparak, dijital çağın yüzeysel neşesinin ardındaki kırılganlıkları hatırlattı.

 

 

 

İletişim: Güçten Çok Bir Sorumluluk

 

Etkinliğin önemli bölümlerinden biri de “neden iletişim?” sorusu oldu. Dövücü bu soruya şu sözlerle yanıt verdi:

“İletişim benim için bir meslek değil, bir varoluş biçimi. İnsanların mimiklerini, kelimelerini, sessizliklerini okumaya adadım hayatımı. Bu bazen siyasetçiyi hatırlatıyor; sürekli ikna, sürekli temsil. Ama benim gücüm iktidardan değil, diyalogdan geliyor.”

İletişimin bir güç değil, sorumluluk olduğunun altını çizdi:

“Evet, elimde bir ehliyet var. Ama bu ehliyet bana üstünlük değil, daha dikkatli olma zorunluluğu getiriyor.”

 

 

Yazının Çelişkisi: Sığınak mı, Hesaplaşma mı?

 

Söyleşide en çok dikkat çeken noktalardan biri yazının çelişkili doğasıydı. Dövücü, “Yazı sizin için bir sığınak mı, yoksa hesaplaşma mı?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Odaya kapanıp yazarken kendimi koruduğumu sanıyorum. Ama yazı yayımlandığında en çıplak hâlim ortaya çıkıyor. Bu yüzden yazı hem bir sığınak hem de en açık hesaplaşma alanı.”

İnternet Mahir’den “Deep Fake” kültürüne kadar uzanan örneklerle, yazının çağın sahte gerçekliklerine direnmenin bir biçimi olduğunu anlattı.

 

 

 

Çağın Tanısı: Dijital Şizofreni

 

Oturumun en çok yankı bulan tartışması, kavramın kendisi üzerineydi. Dövücü, “Dijital Şizofreni”yi çağın ruhunu özetleyen bir tanı olarak konumlandırdı:

“Zihinlerimiz ikiye bölünmüş durumda: Bir yanda gerçek yaşam, diğer yanda ekran hayatı. Bu başlık, manaya direnmek değil; manayı yeniden kurma çabası. Gelecekte literatüregirebilecek bir kavram olmasını umuyorum.”

Bu vurgu, salondaki genç okurların sorularına da zemin oluşturdu: Dijital çağda kimlik nasıl korunur? Hafıza gerçekten bize mi ait, yoksa cihazlara mı devredildi?

 

 

 

Okuru Rahatsız Etmek

 

Yeliz Dövücü, yazılarının amacını rahatsızlık yaratmak olarak özetledi:

“Benim yazılarım rahatlatmak için değil, rahatsız etmek için yazılıyor. Çünkü rahatsızlığın içinde özgürleştirici bir alan var.”

Ve temel sorusunu yineledi:

“Hafızam bana mı ait, yoksa cihazıma mı?”

Bu soru, programın sonunda salondaki herkesin kendi telefonuna farklı gözle bakmasına neden oldu.

 

 

 

Dijital Şizofreni Testi

Etkinliğin kapanışında Dövücü, katılımcılara kısa bir test sundu:

  • Telefon titrediğinde kaç saniyede elinize alıyorsunuz?
  • En son hangi numarayı ezberlediniz?
  • “Son kez bakıyorum” deyip sosyal medyaya kaç defa geri dönüyorsunuz?

Bu basit soruların bile dijital çağın ruhsal yükünü gösterdiğini belirterek şu sözlerle tamamladı:

“Asıl güncelleme cihazlarımızda değil, ruhumuzda yapılmalı.”

 

 

 

Rami Kütüphanesi: Yeni Çağın Hafıza Mekânı

 

Fotoğraf sanatçısı Oyanur Kayıkcı tarafından belgelenen oturum, katılımcıların yoğun ilgisiyle sona erdi. Rami Kütüphanesi, bu etkinlikle bir kez daha yalnızca kitapların değil, aynı zamanda çağdaş tartışmaların da mekânı olduğunu gösterdi.

“Dijital Şizofreni” dizisinin yeni oturumlarının hız, hafıza, yapay zekâ, yalnızlık ve kültürel kırılmalar üzerine yoğunlaşacağı açıklandı.

 

Related posts

Bir yanıt yazın

Required fields are marked *