İğneyle dizilmiş koca taşkule tepetaklak
Muhayyer taşa uyusak da sabah sılada uyansak
Hazretin dizinden sıla yok gayrı muhakkak
Senin ilinde iştiyak-ı cihanım berhavâ oldu efendim
Affola iblisane merakımdan sirenlere durdum
Az daha kalsam güvertede herhalde gavurdum
Vurmasam olmazdı bir kerre karaya, ben de vurdum
Seni duyanda feryat-ı figanım hoş sadâ oldu efendim
Gök, gökle barışkın mı da yürek olsun ki, keza
Kılıç kuşanmış birbirine sanki akvam-ı feza
Leyl-ü neharda âmâ-yı intizama gerekmez mi ceza
Seni görende evvel herc-ü merc seyr eda oldu efendim
Mevlüd-ü mevtte heybeme hep bela düştü
Uslanmadı gönlüm derde müptela düştü
Ezanın sırrına ermek için gür bir sela düştü
Sana gelende derde musahhar bu ser, devâ oldu efendim
Sayısız beldeyi gezdim ahirinde ettim elveda
Değmedi ararken ömrümü ettim de feda
Katî gelmeyecek faniyyundan makbul bir nida
Sana gelende münkesir elveda, merhabâ oldu efendim
