Soyundum,
kendi cumhuriyetimi kurmaya
Başıboş kuzularla
gidilemeyen bir şiiri resmediyorduk
dün doğumuyla gün batımının
altın, sıcak,
dev kanadının indiği, sisli yamaca
Yirmi niyet tuttum
Yirmi güzel kuzum gibi
Buralıymış, sonradan öğrendim
Her gün, bir bacağını kemiren
ama hiçbir kuzumu yemeyen
dumanla gölgenin kardeşi
Yeryüzünde bulunmayan
tuhaf bir sürü benimkisi
Kuzularım sustukça
Pırlantalar çoğalıyor gökte
Gecenin içinde sessizleşiyor çayır:
Tepesinde değişmeyen Ay
Dünyalardan habersiz dünyamızda –
son dördün yüreğim gibi.
Related posts
TEK YOLCU | Mehmet Akif Öztürk
1 dk okunma
HAS ŞAİRE MEKTUP | Senem Gökel
1 dk okunma
LOSTRA | Rümeysa Asarkaya
1 dk okunma
EMİR KİPİ | Sami Uluğ
2 dk okunma
Son Eklenenler
BEN, FAHRİYE VE TÜRKİYE: TÜRKİYE’NİN VERESİYE DEFTERİ | Fatih Kınacı
1990’lı yıllar Türkiye’sini hiç yaşamamış, o döneme dair zihinsel imgelerini büyük ölçüde Avrupa Yakası gibi popüler anlatılar üzerinden...