Üzerine bas bas basamak değerleriyle apaçık 241 kırk üç
Dört kitabın -içinden peygamber geçen- dördünde de suç apaçık
Bunu belledim; insan dedim bunu bildim, seni insan sevdim
Pudrasız yüzünü kayırdım hep apaçık, aynaya giderken dolu ellerin
Seni; bordo kibritin ucu gibi barut, ahşap mandalın ağzı gibi beni tut
İlk sözüne su damlamış bir kitabın kabaran sayfası gibi şimdi kalbim
Beni üfle, beni kurut bunu diledim; sicili kesme camdan apaçık seni
Düşen kolyenin ardından mahcup ve meczup benekli gerdan gibi
Bakıp bakıp üzüldüğün salt alnınla büyüyen o çocukluk lekeni
Sevdim; başka bir faniye biçtiği ömre inat bir faninin, bunuda.
İnsan yakınına uzaktır ki sana uzak haritalardan geldim az ve kısacık
Yapım eklerinden türemiş şehirler gördüm kimi kök biliminde yonca
Haberi olmayan dağa küsmüş küstüğünden porselen dişli tavşan kimi
Neden bir fırının kapısı bana ilk kez açlığımı hatırlatmaz, bunu gördüm
Örüm örüm örülü ipler üzerinde düşen yüzünü birden, beni yakalayınca
Hiçbir şey yokmuş gibi evet, yokmuş; yarım ekmeği ilk ısırmaya bismillah
Yer çekimini gördüm, çabucak doldurduğun çayın dibe çökmesiydi bu
Ve içinde fırtınalar çağıldıyordu ağzını köpürten asitli iki metal kutunun
Az ve uzunca gittim sonra, farları açık arabalar geçiyordu yanımdan
Sen geçiyordun apak; gitgide kabalaşıyordu toy karanlık, bunu da.
İğde ağaçlarından bahsetmek istemiştim sana, sırası mı şimdi bunun!
Her şeyi bir sıraya koyduğunu; hatmi çiçeğini, çizgili gömleği, ah deli!
Çabucak soyduğunu paket lastiklerini, parmağına bir çift turna bulduğunu
Ağlamak için çıktığın bornozlu balkonu, sıraya koymadığını güldüğünde beni
Her şeyin bir sırası varmış, şehre girdiğim köprüden dönünce anladım bunu
Şimdi kaç oylum oyuktan akar, kaç notalı delikten pınarları bir yan flütün
Hangi ucunda rastlarsın sürdüğüm kokuya omzuna hazırladığın beyaz örtünün
Kurnasına dualı sular bıraktım topuğumdan, ulu çınarlaravlusunda bu şehrin
Sert kabuklar altında salyangoz yumuşaklığını huy edinmiş melekçe kalbini de
Ben sıraya koydum, her şeyin bir sırası varmış sana varıncaya kader, bunu da.
