Ruhsatsız
Şiir

SANA VARINCAYA KADER | Sami Uluğ

 

Üzerine bas bas basamak değerleriyle apaçık 241 kırk üç

Dört kitabın -içinden peygamber geçen- dördünde de suç apaçık

Bunu belledim; insan dedim bunu bildim, seni insan sevdim

Pudrasız yüzünü kayırdım hep apaçık, aynaya giderken dolu ellerin

Seni; bordo kibritin ucu gibi barut, ahşap mandalın ağzı gibi beni tut

İlk sözüne su damlamış bir kitabın kabaran sayfası gibi şimdi kalbim

Beni üfle, beni kurut bunu diledim; sicili kesme camdan apaçık seni

Düşen kolyenin ardından mahcup ve meczup benekli gerdan gibi

Bakıp bakıp üzüldüğün salt alnınla büyüyen o çocukluk lekeni

Sevdim; başka bir faniye biçtiği ömre inat bir faninin, bunuda.

 

İnsan yakınına uzaktır ki sana uzak haritalardan geldim az ve kısacık

Yapım eklerinden türemiş şehirler gördüm kimi kök biliminde yonca

Haberi olmayan dağa küsmüş küstüğünden porselen dişli tavşan kimi

Neden bir fırının kapısı bana ilk kez açlığımı hatırlatmaz, bunu gördüm

Örüm örüm örülü ipler üzerinde düşen yüzünü birden, beni yakalayınca

Hiçbir şey yokmuş gibi evet, yokmuş; yarım ekmeği ilk ısırmaya bismillah

Yer çekimini gördüm, çabucak doldurduğun çayın dibe çökmesiydi bu

Ve içinde rtınalar çağıldıyordu ağzını köpürten asitli iki metal kutunun

Az ve uzunca gittim sonra, farları açık arabalar geçiyordu yanımdan

Sen geçiyordun apak; gitgide kabalaşıyordu toy karanlık, bunu da.

 

İğde ağaçlarından bahsetmek istemiştim sana, sırası mı şimdi bunun!

Her şeyi bir sıraya koyduğunu; hatmi çiçeğini, çizgili gömleği, ah deli!

Çabucak soyduğunu paket lastiklerini, parmağına bir çift turna bulduğunu

Ağlamak için çıktığın bornozlu balkonu, sıraya koymadığını güldüğünde beni

Her şeyin bir sırası varmış, şehre girdiğim köprüden dönünce anladım bunu

Şimdi kaç oylum oyuktan akar, kaç notalı delikten pınarları bir yan flütün

Hangi ucunda rastlarsın sürdüğüm kokuya omzuna hazırladığın beyaz örtünün

Kurnasına dualı sular bıraktım topuğumdan, ulu çınarlaravlusunda bu şehrin

Sert kabuklar altında salyangoz yumuşaklığını huy edinmiş melekçe kalbini de

Ben sıraya koydum, her şeyin bir sırası varmış sana varıncaya kader, bunu da.

Related posts

TÜTÜLÜ ZAMAN | Meltem Çapar Çiftçi

Ruhsatsız
3 ay ago

RATİOMANİA | Mahmut Hatunanaoğlu

Ruhsatsız
7 ay ago

aux cerfs | Burak Akgedik

Ruhsatsız
11 ay ago
Exit mobile version