Sonbaharında bir cumartesi, geçen yıllarımıza üzüldük
Bir kelime bazen — bir cümle bile değil
Usulca düşündük
Cumartesi akşamı etmek üzereydik
Yüzün seyretmiyor yüzümü
Eksiltiyor sözlerimiz eski günleri
Bakınıyoruz
Bir sonbahar günü dalaşacağız
Sebep arıyoruz
Yalan yok — yaşamak böylesi bir hismişçesine geliyor ikimize de
Yıkıyorsun; ağzını her açtığında yıktığın yere
Bir sonbahar günü, hele de cumartesi
huysuzlanıyorsun sevgilim
Ne kadar yaran varsa kanadım
Suskunluğunu söktüm çıkardım
hep ben haykırdım
Üzülelim istiyorsun, kabul
Bir cumartesi gecesi pencerede
Yeni barışlar umul
Beni başkalarıyla kıyaslıyorsun herkes gibi
Nice kahramanlar, büyükler ve de iyiler
Ben bunlarla başa çıkamam sevgilim
Ben ki çukurundayım senin
Kadınlar ve iyi erkekler — bir cumartesinde sonbaharın
Huzurlu ve çocukturlar
Pencereleri kapalıdır onların
Serile serpile uzanırlar
Ben ki iki büklümüm gözünde
Tamam, doğrulalım
Ama sen beni yıkmak istiyorsun sevgilim
Başucumda bir not bana uzatıyorsun:
Tut beni
Ama sen beni yıkmak istiyorsun sevgilim
Geçen günlerin hatırına bir çiçek uzatacağım sana
Sensiz geçecek yıllarımın kurusunda
Az kaldı — tüketeceğiz her şeyi
Avutacağız kursağımızı sonbaharın her cumartesi
