Bu kaçırdığın tren ne ilk ne de son.
Bu yaban hayatı, küçük devrimler
-küçük burjuva devrimleri
cıkcıklamalar, göz devirmeler.
Sanki yüz kızartıcı bir suçtan sonra
mahallende caka satar gibi
yürüdüğünü sanıyor herkes.
En fazla kaçırdığın bir tren bu
ne ilk ne de son.
Kaçırılan trenler üzerinden okunan bir
aptallık söz konusu bu mahallede.
Rakamlarla ölçülen bir saygıdan
sonra gelen bol düğmeli ceketler
‘Sardunyaya Ağıt’ı elbette anlamayacaklar
ve Gülten Akın’ı.
Ne de bir dostu uyandırmayı
böyle bir havada,
karlı.
Yapışık bir bakış var pencerelerde
Sokaklarda, kuşatılmış bir günün son yorumları
Doğru söz yanlış kişi ve
doğru kişi yanlış söz arasında tercihini
kişiden yana kullanan amcalar, teyzeler ve
bıyığı yeni terlemiş halk çocukları
raylardan, yüksek hızdan, peronlardan
bahsediyor durmadan.
Oysa sen o treni çoktan kaçırdın.
Bilerek kaçırdın.
Mutluluğu parmaklarının sıcaklığında arayanlar
anlamayacak bundan.
Töre ne derse desin dinlememe şanını yaşayanları,
şairleri, büyücüleri,
lanetlenmiş bir orduyu geride bırakıp
şimdi burada, kaçan trenin ardından
bir okyanus dibi sessizliğinde bekleyeceğin
ne çok şey olacak.
Çünkü sen henüz ölmedin
Serbest piyasa ekonomisini anlayabilecek kadar.