Ne olduğumdan habersiz
beni pirinç havana koyuyor
Pazulu kolların
umursuz gönlünün dövdüğü
Bir çakıl veya yürümeyen çiğdem çiçeği
Yazgımız, bir de bununla deniyor bizi
Daha ne kadar alabiliriz
kendimiz de bilmezken,
dönemecin sonunda devam ediyor
artık tanımadığımız birisi
Yağmur yağıyor
Asfalt koyulaşıyor
Gün geçiyor, soluyor
eski elbisemi göstermenin
hayali –
henüz
doğmayan insana.
Related posts
TEK YOLCU | Mehmet Akif Öztürk
1 dk okunma
DUVARA ASILI MAVZER | Arif Kıraç
1 dk okunma
YEDİNCİ SENFONİDEN SÜZÜLEN NAAT | Fatih Çatma
2 dk okunma
HÂL ÇARESİ | Ahmet Şen
2 dk okunma
Son Eklenenler
LAR-LAR VE LER-LER | Berat Bıyıklı
Bugün dinozorlar gibi konuşmak istiyorum! Nostalji ve yeni öğrenildiği alımlanmasından belli çarpık bir solastalji arasında gidip gelmek, sesimi yükseltmek,...