Ne olduğumdan habersiz
beni pirinç havana koyuyor
Pazulu kolların
umursuz gönlünün dövdüğü
Bir çakıl veya yürümeyen çiğdem çiçeği
Yazgımız, bir de bununla deniyor bizi
Daha ne kadar alabiliriz
kendimiz de bilmezken,
dönemecin sonunda devam ediyor
artık tanımadığımız birisi
Yağmur yağıyor
Asfalt koyulaşıyor
Gün geçiyor, soluyor
eski elbisemi göstermenin
hayali –
henüz
doğmayan insana.
Related posts
Son Eklenenler
BEN, FAHRİYE VE TÜRKİYE: TÜRKİYE’NİN VERESİYE DEFTERİ | Fatih Kınacı
1990’lı yıllar Türkiye’sini hiç yaşamamış, o döneme dair zihinsel imgelerini büyük ölçüde Avrupa Yakası gibi popüler anlatılar üzerinden...