Rütbe kadar hakiydi bu tona
Keten kumaşların dikine gerildiği
İt dalaşı kadar sırnaşık
Bir yanı samut
Çengi tutmaz soyunun semerinde
Oynak parmaklarında dönen bir dili kilit
Orda on dokuzunun en diri dikişinde
İlmeklere doğru bir kahramandı
Alınterinin tadı vardı bir de
Bir de şakağın adı
Hiç batmayan güneşlerden indiğinde
Yirmisinde yıldızlarla güreşteydi
Taşarım diyordu otuzuna varmadan
Kadınlarla geçilen o berrak sulardan
Otuz üçünde aldılar ondan
Çentik atmasını
Tanrının günlerine
Göğü salkım bulutlarla anlar
Düşerdi akranı ayazların diline
Tavsardı yazları, kışları köpürürdü
Kışkıran elmaların tadını bilmezdi
Toprağı sürmeyi bildiği kadar
İnadı kibrinden geçiren elekler
Asılıydı odasındaki hevenge
Otuz beşinde baktılar ondan
Bir dağ sırnaşığı yükseliyor
Buğday yerine mektuplar
Taşıyor tarlasından
Otuz beşin güzelliği haktır
Otuz beşin beşi bir ses
Tıknaz ve uyanık
Güllerin işçiliği
Mundar kiri simsiyah açardı
Dünyayı kapattığında
Uykuların üstüne
Unutmuyor kumrular
Evlere çekilen nal seslerini
Servislere bölündü kırkında
Şiirlere bölündü ve kitaplara
-meydanların yazgısı bundan iridir-
Haklı yumrukları saydırıp rüyalara
Kırk üçünde indi tahtından
Şehre uzattığı vaazların
İnini sokağın pazısına kurmuş hayatların
Ve ağızlarıyla çoban öldüren şarkıların
Ortasından
Yamalı bir cep çıkardı
İçi bayraklarla dolu
Kırk beşine varmadan
Hayat işledi armaların tapusunu
Günler geçildi bir ihtilal hızıyla
Bir öfkeyle unutulan eski adresler gibi
Şamarı punduna alıp fikri zorlamak gibi
Dişini kırdı ve kurdu sabahı
Taksilerin ve çiçeklerin gürültüsü
Ve halktan düşüp evlere çekilmenin
Tarifsiz üzüntüsü
Kaldı içinde rehin
Saçlarını ortadan ikiye ayırmanın
Hatırası diridir, diridir odaların
Din dindiren soğuğu
Cep aynası ve buğulu cam
Bütün fotoğraflara kederle yaklaşan
Eli öpülmez bir günün devrilişi
Ve bundandır diriliği
Baş harflere ok saplamanın
O hınçla ağaçlara sarılmanın
Geçerken ağrısından
Elindeki elmasları aldılar ondan
Başka bir elmasla ancak çizilecek
Ellisinde oldu bu
Çeri yüzlü bir vakarla
Soyarken aynaları
Yerine bir tan koydular
Her sabah ağaracak
Yatağındaki boşluğu
Şiirle sıvadılar
O haklı göğsünü de
Dağladılar böylece
Herkeslerin güldüğü
Bir günün gecesinde
Daha belki bir kış dayanır
Hataları affetmeyen
Bir şiiri hırsla tutup
Raflara kaldırırken.
