Bir gelin ağlıyordu pencerede
Üç yüz altmış beş sabahın
Bohçasını çıkarırken gece
İhbar edilmesin diye bakışları
Fer sürdü göz kapaklarına
Daha küçüktü yazgısı, küçücüktü
Hayasızca atılmışken hayata
Cehennemdi evlat edinen onu
Çıktığı merdivenin basamakları çürüktü
Ve sonra
Duvağından atladı gelin
Saç tellerinde habersiz güvercinler
Kimsenin umurunda olmayan dört yılı
Toplayıp gittiler
Related posts
TÜTÜLÜ ZAMAN | Meltem Çapar Çiftçi
1 dk okunma
MEN DAKKA DUKKA | Can Ülgen
1 dk okunma
DÖŞ KIRIKLIĞI | Sami Uluğ
1 dk okunma
Son Eklenenler
LAR-LAR VE LER-LER | Berat Bıyıklı
Bugün dinozorlar gibi konuşmak istiyorum! Nostalji ve yeni öğrenildiği alımlanmasından belli çarpık bir solastalji arasında gidip gelmek, sesimi yükseltmek,...