paslı beyinler; içi boş et parçaları
dayanamayıp koyun feryatlarına daldırıyorum başımı
böylece sanayi devrimine ettikleri laneti üzerime almış oluyorum
egzoz kokulu saçlarımı nemli toprağa yatırıyorum
üzerime geliyor arka sokağın küf kokulu kilisesindeki haç
komşumun camındaki altın sarısı menora
günbatımıyla dini unutturan altın sarısı
ve her doğan bebeğin kâbusu olan
kâbe’deki putları unutturup salyalı arap’a çıplak elle put yaptıran menora
şu bayırda son bir çınar kalmış hilal misali indirilmek istenen
yerine yapılan banka binasındaki yırtık bayrak gırtlağımıza takılıyor
takılıyor ve harflerimiz elimizden alınıyor
birikiyor orada baktığını göremeyenler
bir sayı olarak var oluyoruz şu küflenmiş romanda
gümüşçünlerin sırnaştığı, parmaklarımızın okşayıp geçtiği romanlarda
tırnaklarını teninde gezdir ve en uç noktada taş kesil
yutkunulur iniltiler
egzoz kokulu saçlarını ithal bez ile ört
yuvarla gözlerini, pestisitli dolmayı indir mideye
naylon boruların kustuğu kireçli sıvıyı yüzüne çarp
aynaya bakıp iskeletini göreme
banknotları takıştır üzerine, kendini ada ve acziyetini oyala
her namazdan sonra petrolüne tap
sarığını dola, sakalını uzat; paslı beynini oyala
ve sen, düşlere dalarken saçlarımla oyna
unutma ki sefere talip çarıklarımız sağlam
kanatlılar yurdunu işgal eden emperyal borulardan gelme değil bunlar
o boru ki kırık ve filizlenmiş
kırık ve filizlenmiş?
kırık
…
ve filizlenmiş