bükey çizikler atıyor asfaltta
merdivene atıyor bir adımını bir adımını yoldan hiç ayırmıyor
uzun uzun neye bakıyor kırmızıyı mı bekliyordu
az kalmış, istense verilmeyecek
verilmese ayıplanmayacak kırmızıyı niye bekliyordu
yüklenmiş sırtına heybesinde koşinil böcekleri gidenler
nereden kim bilir?
sorsa söylerler mi
gelinim kırmızı giyer
baştan aşağı kandır
alnında akan buram buram
Kaç çıktığınız yol, o kadar gelin
sordular mı size adınızı şu yabancılar
ilkbahar kırmızı giyer
Adınız sizin kırmızıyı bilir mi?
Bir maya tutmuş ayın yüzünde kırmızıyı içkin
Muskalar asılıdır çocuk boyunlarında
onda tutmuş
Durup çiçek açan asma söğüt altında kalkıp onda tutmuş
Mayalar diyorum yaşantılarımızın aksine
birkaç ömürlük değildir.
(oysa)
Çiçekleri solası yapılı
geleni gideni, epeyce büyük yağız atları
İri yarı bıçkın delikanlılar, gülşen endamları
ölesi yapılı
Dizince yumuşak kalmalı gönüller bağlanan gök
Görmüşsünüzdür bazıları parmak ucunda hiddeti
parmak ucu her zaman yakın kadar uzak
mayanız kırmızı giymeli
Adınız kırmızıyı bildi mi?