Bir anahtar düşüyor cebimden
—ev kılığına bürünmüş, Beyoğlu’nda.
Merdivenleri,
çocukluğumdan düşen tırnak parçalarıyla örülmüş.
Tavanı, gökyüzüne değil
bir ihmalin kabuğuna açılan.
Her odasında başka bir rüzgâr oturuyor,
pervazlarda eski plakların yorgun soluğu,
mutfakta çatlak tabakların beklediği
kırık harfler pişiyor.
“Babam bana şiir aldı” diyorum
çünkü hiçbir ev bu kadar duyguyu sığdıramaz.
Karşı apartman:
Zamanı yanaklarında çatlatan bir taş bina.
Ve sen —orada—
camın ardında duran Havz-ı Kevser’den düşmüş iki damla.
Related posts
BİTLENMİŞ ORMANDA BİR KÜFFAR | Süleyman Karaca
1 dk okunma
TEK YOLCU | Mehmet Akif Öztürk
1 dk okunma
SUSKUN OĞULLAR TEKKESİ | M. Burak Çelik
1 dk okunma
HERKES = HALI SAHA | Oğuz Ertürk
1 dk okunma
Son Eklenenler
BEN, FAHRİYE VE TÜRKİYE: TÜRKİYE’NİN VERESİYE DEFTERİ | Fatih Kınacı
1990’lı yıllar Türkiye’sini hiç yaşamamış, o döneme dair zihinsel imgelerini büyük ölçüde Avrupa Yakası gibi popüler anlatılar üzerinden...